Hiç düşündünüz mü?Nuh (a.s)'dan Rasulullah (s.a.v)'e kadar insanların çoğu Allah'a inandıklarını ve O'na ibadet ettiklerini iddia etmişlerdir. Ve hatta bu uğurda nice ibadetler ortaya koymuşlardır. Fakat Kuran Ayetlerinin ve Rasululah (s.a.v)'in sünnetinden anlıyoruz ki bu insanların çoğu, bu iddia ve ibadetlerine rağmen Allahu Teala ne imanlarını ve nede yaptıkları ibadetleri kabul etmiştir!
“
Deki Ey kitap ehli, Siz Tevrat’ı-İncili ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz.” (Maide Suresi 68)
Çünkü "Allah’a İman", dille söylenen birtakım kuru sözler, okunan ve törenlere çeşni katan kitaplar, miras olarak devralınan ya da yakıştırma yolu ile sahip çıkılan bir takım sıfatlar ve yaftalar demek değildir. Allah’a inanmak, bir hayat sistemidir, bir yaşama biçimidir. Kalplere işlemiş inancı, ibadetlerde somutlaşmış bir kulluk yaklaşımını ve hayatın tüm yönlerine yansıyan bir uygulama çabasını içeren bir hayat sistemidir…
İşte bu nedenle gerek geçmişte gerek günümüzde ve gerekse gelecekte Allahu Teala’yı bilmek ve ona hak ettiği şekilde kulluk yapabilmek ancak onu tanımakla olacaktır. Yoksa her dönemde örneklerini gördüğümüz Allah yerine konulan nice ilahlar ortaya çıkacak ve ilahlıklarını ilan edecektir. Hiç şüphesiz kendisine ibadet edildikleri sürece bu sahte ilahlar varlıklarını sürdüreceklerdir. Tıpkı günümüz coğrafyasında hüküm koyan-rızık veren-korkulup ümit bağlanılan-imdat dilenilip adaklar adanan sayısız ilahlara insanların ibadet ettikleri gibi…
İşte Müslüman’ı bu sayısız ilah sahiplerinden ayıran yegâne unsur bilmesidir. Allahı-Allahın kendisinden istediğini bilmesidir! Şüphesiz Allah’ı tanıyıp bilen Allah’ın kendisinden istediğini de bilecektir.
“Bil ki Allahtan başka ibadete layık ilah yoktur.” (Muhammed Suresi 19)Dünya hayatında ve ahret hayatında bu bilgi sahipleri kurtuluşa ereceklerdir. Kalpleri yüce Allahı bilmenin dinginliği ve coşkusuyla Tevhid safında yerlerini alacalardır. Öte yandan kalplerini sayısız ilahların uğrak yerine çevirenler dünya hayatlarında mallarının çok olmasına rağmen fakir, oğullarının çokluğuna rağmen soyu kesik ve sayılarının çokluğuna rağmen yardımsız ve yalnız olacaklardır. İşte bunların dünya ve ahret hayatları mahvolmuş olanlardır.
“Mahvolan apaçık bir delilden ötürü mahvolsun, yaşayan da apaçık bir delilden ötürü yaşasın." (Enfal Suresi 42)
Bu bağlamda Yüce Allah'ın isimlerini hep beraber işlemeyi yerinde gördük. Allah-u Tala'dan dileğimiz bu amelimizi kabul olunan ameli salihler zümresinden eylemesidir. Gayret bizden muvaffakiyet yalnızca Allah'tan dır.
ALLAHAllah ismi, Allah Teala’nın tüm isimlerini kapsayan genel ismidir.Bundan dolayı Esmaul Husna’nın tamamı O’na izafe edilir.Rahman,Rahim,Gaffar, Kahhar Yüce Allah’ın isimlerindendir denir.Fakat Allah, Rahmanın isimlerindendir denmez.Nitekim Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur :
“En güzel isimler Allah’ın dır.O halde O’na o güzel isimlerle dua edin.(Araf Suresi 180)
Kuran ve hadislerde geçen veya geçmeyen bütün güzel isim ve sıfatlar Allah’a izafe edilir. Allah lafzı, yaratıcının bütün isim ve sıfatlarını içinde toplayan bir isimdir. Kalbi bu ismi hakkıyla bilecek genişlikte olan ve kulluk görevini tam bir saygı ve içtenlikle yerine getirerek, sevginin zirvesi sayılan kulluk hakkını veren kimse, hiçbir insana muhtaç olmaz. İnsanların en zenginleri arasında yer alır.
Kulun bir isimden alacağı ders, Allah’tan başka hiç kimseye muhtaç olmamaktır. Yani kalbini bütünüyle Allah’a vermeli, güç ve kuvvetini ondan bilmeli, O’ndan başka hiç kimseyi görmemesidir. Sadece O’ndan korkmalı ve yalnızca O’na ümit bağlamalıdır. Hayat düsturlarını yalnızca O’ndan almasıdır. Kul nasıl böyle olmasın ki? Zira o, bu isimle gerçek varlığın sadece Allah olduğunu bilmekte, O’nun dışındaki bütün varlıkların yok olacağına inanmaktadır. İlk yok olacaklar arasında kendini görmektedir.
ALLAH İSMİNİN BÜTÜN İSİM VE SIFATLARI KAPSAMASIİbn Kesir “Allah” lafzını şöyle tefsir eder ; “Allah, Yüce Yaratıcının Özel ismidir.O’nun İsmi Azam (Allah Teanın en büyük ismi) olduğu söylenir.Çünkü bütün sıfatlarla sadece bu isim nitelenir.Allah Teala Kuran’da şöyle buyurur :
“O Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur.Meliktir (bütün mülkün sahibi).Kuddüs’tür,Selamdır,Mü’min dir,Azizdir, Cebbardır, Mütekebbirdir.Allah (müşriklerin) şirk koşmakta olduklarından çok yücedir.O Allah ki, Yaratandır,en güzel bir biçimde kusursuzca var edendir, şekil ve suret verendir.En güzel isimler O’nundur.Göklerde yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedirlerO Azizdir, Hakimdir” (Haşr 23-24)
Allah Tealanın dışında hiç kimse bu adla adlandırılamaz.(Tefsirul İbn Kesir 1/52)
Allah’ın zati sıfatları, Kemal sıfatlarıdır. Herhangi bir eksiklik veya kusuru kesinlikle yoktur.Hiç bir varlığa benzemez.Allah Telanın diğer isim ve sıfatları bu yüce ada izafe edilir.İşte buda göstermektedir ki, “Allah” ismi Esmaul Husna’nın bütün anlamlarını içine almaktadır.Diğer sim ve sıfatlar, bu adın uzantıları ve açıklamalarıdır.Bu “Allah” isminin tapılan,yegane hükmedici (kanun koyucu) olan,hükümlerine uyulup yegane kulluk edilen olduğunu gösterir.Bütün varlıklar O’na sevgi,ümit,korku ve gönülden saygı duyarak tapmaktadır.Onun hükümleri (kanunlarını/ana yasalarını) kabul edilmekte, ihtiyaç ve felaket anlarında O’na yönel inmekte, O’ndan kurtuluş beklenmektedir.
Bu durum O’nun iktidarını, İlahlık ve Merhametini gerekli kılmaktadır. Allah-u Teâlâ’nın İlahlığı, Rabliği, Merhametliliği ve İktidarı bütün Kemal sıfatların varlığını zorunlu kılmaktadır. Çünkü diri ve canlı olmayan (HAY), İşitmeyen, Görmeyen, Gücü her şeye yetmeyen,Konuşmayan, dilediğini Yapmayan, ne Yaptığını ve nasıl yapması gerektiğini bilmeyen bir kimsede Kemal sıfatların bulunması mümkün değildir.Yüce ve güzel (celal ve kemal) sıfatların hepsi “Allah” ismine has sıfatlardır.
Fiili ve Kudret sıfatları, fayda veya zarar verme, bol veya az verme, dilediğini gerçekleştirme, güçlü olma ve varlığını yönetme ise “Rab” ismine has sıfatlardır.
İhsan sıfatları, iyilik, cömertlik, sevgi ve şefkat, merhamet ve lütuf, yumuşaklık gibi sıfatları da “Rahman” ismine has sıfatlarıdır. Rahman adının özelliği merhamet/esirgemedir. Rahim ise, kullarına merhamet eden, onları esirgeyendir.Bu nedenle Yüce Allah Teala Kuran’da şöyle buyurmaktadır :
“O, müminleri çok esirgeyendir.” (Ahzab Suresi 43).
”O onlara çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir.”(Tevbe Suresi 117)Bir Hatırlatma !!!
Bir Müslüman şu hususu dünya hayatında kesinlikle aklından çıkarmamalıdır: Bu dünyada bir kendisi ve birde kendisini yoktan var eden Allah vardır. Bu bilinç kişiyi her an, her konuda Allah’a ulaştıracaktır.
Kişi anne karnında ve ilk kez dünya hayatına gözlerini açtığında onu gerçek manada anlayan, ona yardım eden gerçek manada yanında var olan nasıl Allah-u Teâlâ ise yine ölüm anında ve kabir de aynı yalnızlıkla karşı karşıyadır. Dünya ya geldiğinde yanında yakın çevresi olsa da o bu anda yalnızca Allah ile beraberdir.Ha keza ölüm anında ve kabre konduğunda da yakınları çevresinde olmasına rağmen esasen beraber olduğu Allah-u Teala dır. Bu iki dönem arasında yanında ve çevresindeki diğer insanlar ve varlıklar işte bu var oluşunda ve yok oluşundaki kadar ona etkileri vardır. Bunu bilen kişi sığınacak ve umut bağlayıp kulluk yapacak merci olarak Allah’tan başka hiçbir varlığı bulamayacaktır.